7 Nisan 2013 Pazar

Zeytinli, Zerdeçallı Batonsale Ekmek...

Herşeyi evde yapmayı planlıyordum. Ekmekte o yaptıklarımın arasına girdi. Evde ekmek yapmayı hep istemiştim. Fakat el açma yufkadan başka ekmek tarifi bilmiyordum. Sevgili Asuman Tamer'in bloğundan aldığım batonsale ekmek tarifini denedim. Gerçekten çok güzel oldu. Tabi içine biraz kendi beğenime göre malzemeler ekledim. Çok lezzetli oldu. Hemen paylaşmak istedim sizlerle. Fırından ekmek almak artık benim için neredeyse bitti. Buyrun tarife... :)

Malzemeler:
4 su bardağı köy unu (Farina Bella)
3 yemek kaşığı sıvı yağ
1 tatlı kaşığı şeker
1/2 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı zerdeçal
20 tane civarı siyah zeytin
1 tatlı kaşığı karahavuç (çörek otu)
1 pk kuru maya (sinangil kullandım ben)
250 ml ılık su (1 su bardağı: 180 ml alıyor. Ona göre ayarlayın)

Hazırlanışı:
Önce zeytini çekirdeklerinden çıkarıp doğrarız. Tüm kuru malzemeleri yoğurma kabına koyarız. Üzerine zeytin hariç geriye kalan sıvı malzemeleri ekleyip yoğurmaya başlarız. Tüm malzemeler karışırken üzerine son olarak zeytini atıp karıştırırız. İyice karıştırdıktan sonra yaklaşık 10 dk kadar yoğururuz. Çünkü mayalandıktan sonra tekrar yoğurmayacağız. 10 dk sonra üzerini kapatıp 1 saat dinlenmeye (mayalanmaya) bırakırız.
Mayalanan hamur yaklaşık 2 katına ulaşıyor boyutu. Hamuru elimizle istediğimiz şekilde biçimlendiririz. Ben saç örgüsü gibi şekillerde yaptım. :)
 Fırından çıkmış ekmeğim. :)
Ve bu da sonucun bu kadar lezzetli olmasına imkan sağlayan Farina Bella "Taş Değirmende Öğütülmüş Köy Unu"

Önümüzdeki günlerde Farina Bella'nın başka ürünleri ile yaptığım tariflerimi paylaşacağım. Ayrıca birçok marketin un ve kutulu karışımlarının olduğu reyonlarında rahatlıkla bulabiliyorsunuz. :)

4 Nisan 2013 Perşembe

İstanbul'lu hanımlar Teknosa'da buluştu...

Ender Saraç ile Teknosa'da yaşam ve yiyecekler üzerine çok güzel bir sohbet gerçekleştirdik. Halka açık olan bu etkinlik Cevahir AVM'de yapıldı. Birçok blogger arkadaşım teşrif etmişti benim gibi. Her gelen misafire numaralar verildi sohbet başlamadan. Patlıcan tohumu büyüklüğünde ve bulgura benzeyen bir yiyecek. Faydaları ve tüketimi hakkında konuşuldu.
Aklıma gelen ve kafama takılan tüm soruları yönelttim Ender beye. :) Ender bey ile birlikte çalıştığını öğrendiğim Başak hanım 3-4 çeşit Teknosa'da satılan mutfak ürünlerini kullanarak güzel yemekler yaptı. En değişik örneği ise fırında çorba tarifi idi. Deneyip sizlerle paylaşacağım önümüzdeki günlerde. :)
Bir süre sonra çekiliş yapıldı ve orada önceden hazırlanmış olan mutfakta yemek yarışması yapıldı. Veee bana çıktı. 5 kişi seçildi benimle birlikte.

Yerimi aldım ve Kinoa ile tabule yaptık. En güzel tabuleyi yapmaya çalıştık. 2 yemek bloggerı ve 3 kişi yarıştık. Ve yaptıklarımızı gelen misafirlere tattırdılar. Zannediyorum diğer blogger arkadaşım ve benim el lezzetimiz en çok beğenilen oldu. Ya da ben öyle düşünüyorum. :)
Benimle birlikte yarışan Tuğba hanım. Çok şekerdi. Keşke blogger olsa dediğim biri. Belki bir gün biryerlerde karşılaşırız. :) 
Veee günün sonunda Braun'dan fön makinası hediye ettiler. Davet eden Özlem hanıma, sevgili Ender Saraç beyfendiye ve Teknosa'ya çok teşekkür ederim. :)

Şekerli mısır..


Ben küçükken yaz sezonunun sonunda annem daha kart denilen olgunlarını pazardan bol bol satın alarak taneler ve kuruturdu. Kuşlarla biraz uğraşmak zorunda kalırdık ama bir bidon kurutulmuş mısırımız olurdu diyebilirim. Kışın ise sobanın üzerine koyduğu güğümde ısınan su ile bu mısırı haşlar. Üzerine şeker ile servis ederdi. Ve biz bayılırdık 4 kardeş. Şimdi diyeceksiniz biz zaten bunu köşedeki kuruyemişçiden alabiliyoruz. Bir kere şöyle düşünelim buzluktan çıkarılmış ve önceden haşlanmış içinde kimyasallarla küflenmeden barındırılan mısır taneleri direkt kaynar suya atılıp üzerine abuk subuk sözde lezzetlendiren tereyağı vs ile tatlandırılıyor. Biz de sadece şeker vardı. Azıcık serperdik mükemmel olurdu.
Tarif vermem gerekirse geceden ıslatılmış mısırı kısık ateşte, eğer eski tip bir evde oturup soba yakıyorsanız üzerinde yavaş yavaş şişene kadar pişiririz. Tadına baktığınızda pişmiş olmalı. Kevgir ile çıkarılıp tabağa konarak üzerine isteğiniz kadar şeker. :)

Çocukları olanlar için evde yapabileceğimiz basit bir tad. Ayrıca salatalara vs haşlandıktan sonra direkt kullanılabilir.

Afiyetler olsun. :)

30 Mart 2013 Cumartesi

Hasbeli Aş (Yeşil Mercimekli Pilav)

Benim çocukluğumdan bu yana en çok sevdiğim pilav türüdür. Dün annem yapalım dediği zaman inanın çocuklar gibi sevindim diyebilirim. Uzun zaman olmuştu çünkü yapmayalı. :) 

Malzemeler:
1,5 su bardağı yeşil mercimek (hasbe)
1,5 su bardağı pilavlık bulgur
1 baş kuru soğan
1 tatlı kaşığı domates salçası
2 yemek kaşığı tereyağı
3 yemek kaşığı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı tuz
Üzerine karabiber

Hazırlanışı:
Soğan, salça ve mercimeği ayıklayıp üzeri 3 parmak geçecek şekilde su ekleyerek bir tencerede kaynatırız. Su kaynadıktan 10-15 dk sonra pişip pişmediğine bakarız. Piştikten sonra suyu azalmışsa az su ekleyip üzerine önce tuzu sonra ayıklanmış bulguru tencereye ekleriz. Suyunu çekene kadar pişiririz. Üzerine ayrı bir kapta tereyağı eritiriz ve zeytinyağını da ısıtıp üzerine dökeriz.

Servise hazır. Yanına özellikle taze soğan ve taze sarımsak çok lezzet veriyor. Afiyet olsun. :)

27 Mart 2013 Çarşamba

Napolili Bir İtalyan "Fratelli La Bufala"



İtalyan mutfağına oldukça uzak bir damak tadı olan biri olarak belli başlı yemekleri dışında pek bilmem bu mutfağı... Aldığım davet üzerine Fratelli La Bufala Tadım Etkinliği"na katıldım. Ben spagetti, fettuccine, pizza gibi yemeklerini tatmış ve sevmiştim. 300 yıllık Napoli mutfağının mirasçısı dünyanın en büyük İtalyan pizza grubu Fratelli La Bufala, Bahçeşehir’in sevilen alışveriş merkezi Akbatı’da, orjinal dekorasyon anlayışını rahat bir ortam ile özenli lezzetlerini bizlere tattırdı.
Minestrone (Sebze Çorbası)

Zuppe Di Peperoni (Kapya biberinden yapılmış özel bir lezzet)

İtalyan mutfağı damak zevkimize en yakın lezzetlerle dolu. Akdeniz ve güneydoğu kökenli biri olarak sanıyorum o denli sevdim menüdeki yemekleri. Restaurantın mimarisi rahatlık ve şıklık bakımından restoranın dekorasyonuna yansımış durumda.
La Bufalata (Mozarella Napoli Usulü Mevsim Sebzeleri ile)

La Mozatta (Bufala Mozarella, Kiraz Domates, Kekik ve Roka yaprakları ile)
Involtini Di Bietole (Etli Pazı Dolması, Krema ve Limon Sos ile)



Şefimiz pizzanın yapım aşamalarını gösterdi bizlere. :)

Taş fırında 5 dk pişen mozarella pizzasının fırına atıldığı an...
Özel domates sosunun üzerine mozarella peyniri ile yapılmış harika bir pizza.

%100 gerçek mozzarella
Fratelli La Bufala Akbatı geleneksel Napoli yöntemiyle hazırlanan odun alevli tuğla pizza fırınında “Gerçek Napoli Pizzası” menünün olmazsa olmazı. %100 gerçek manda sütünden yapılmış “gerçek Mozzarella peyniri” Napoli’den geliyor.
Salmone Affumicato (Füme Norveç somon yeşil elma kapari ve krem peynir ile)
Carpaccio di Manzo (İnce dilimlenmiş bonfile carpaccio roka parmesan ve balzamic sos ile)

Il Barbeque (Izgara dana eti kombinasyonu barbequ sos, fırınlanmış patates ve akdeniz yeşillikleri ile)

Filetto Manzo (Bonfile, mevzim sebzeleri ve patates tava ile) Bayıldım bu lezzete. :)
Profiterol (Fratelli özel çikolata sosu ile)


İtalyan mutfağının olmazsa olmaz tatlısı Tramisu (Napoli usulü ekspresso ile tatlanrdırılmış)

Veee tüm bu lezzetlerin şefi Adem Kahraman


Bu özel lezzetleri tatmamıza imkan veren ve güler yüzünü esirgemeyen Fratelli Lu Bufala sahibesi mimar Fulya hanıma, daveti için sevgili Serdar Karabatı'ya ve sunumlar için Adem Kahraman'a çok teşekkür ederim. :)
Fratelli La Bufala Akbatı facebook sayfasından bilgi alabilirsiniz.
AKBATI AVM  Esenyurt - Bahçeşehir, 34535 İSTANBUL
Telefon: (0212) 500 37 31

24 Mart 2013 Pazar

Kabak tatlısı...

Küçüklüğümde hiç sevmediğim şimdi ise tadına doyamadığım bir lezzet bu. Nedendir bilmiyorum -sanırım annemin deyişi ile "İnsan gün gün huy değişir." kızım der hep bana- artık çok seviyorum. Eminim yemeyenler benim gibi bir gün seve seve yiyeceklerdir. :)
Malzemeler:
1 kg tatlı kabak
1 kg toz şeker
1/2 limon
Süslemek için ceviz veya Hindistan cevizi

Yapılışı:
Kabakları doğrayıp tencereye koyarız. Üzerine şeker ekleyip yaklaşık 12 saat kadar bekletiriz. Mesela ben gece koyup sabah kahvaltısından hemen sonra tencereyi ocağa koyarım. Harlı ateşte yaklaşık yarım saat kadar yani kabaklar yumuşayıp yeme kıvamına gelene kadar pişiririz. Piştikten sonra ocağı kapatmadan limonu sıkarak bir taşım kaynattıktan sonra kapatıp soğumaya bırakırız.

Afiyet olsun. :)

22 Mart 2013 Cuma

Bumerang'lı olmak...

Bumerang bildiğimiz gibi özellikle Avustralya yerlileri (Aborjin), ayrıca eski Mısırlılar ve Avrupalılar, Hindistan'ın bazı yörelerindeki kabileler tarafından silah olarak kullanılan yassı bir kesite sahip eğri bir sopa. Avustralya ve ABD'de hala spor aracı olarak kullanılmakta. Bu sopanın özelliği atıldığında geri dönme diye biliyoruz. 

Blog dünyasına girdiğim zaman iyi bir blog yazarı olmaya çalışırken tanıştım Bumerang'la.. Fakat bildiğimiz gibi Bumerang değildi bu. Fakat tüm blog yazarlarının bahsettiği güzel ve faydalı bir sistemdi. İlk önceleri bu sistemde olmanın bana bir ayrıcalık getireceğini düşünmüş ve hemen üye olmuştum. Fakat bu ayrıcalık bir yana o kadar farklı platformda faydaları oldu. Bloğuma verdikleri reklam gelirleri, özel zamanlarda ve günlerde ya da oluşturulan projeler ile bizleri bir araya getiren ve blogger dünyasına kattığı gücü düşünürsek harika bir oluşum bence. Deneyim günleri ve sosyal medya da yapılan etkinlikler bu işin kaymak kısmı sanıyorum. :)
Bumerang ile birlikte önümüzdeki zamanlarda işbirliğimiz ve birlikteliğimiz devam etmesi ümidi ile herkesin bu oluşumun bir parçası olmasını nacizane tavsiye edebilirim.

20 Mart 2013 Çarşamba

Kış salatası

Babam rahmetlik restaurant işletmiş ve belli bir müddet sonra garsonluk yaparak hayatını idame ettirmiş bir adamdı. Annem yemeği yetiştiremediği zaman ben küçükken o salatayı yapardı. Ve şef aşçılar gibi özenli salatalar yapardı. Belli bir zaman sonra salatalar için benden yardım istedi ve salata benim öz işim olmuştu. Salata tarifim bloğumda pek olmamasına rağmen bu kışın sebzelerinden ve yeşilliklerinden oluşan salatayı babamdan öğrendiğim gibi size tarifini yazıyorum. :) İnşaallah beğenirsiniz...
Malzemeler:
3 yaprak kırmızı lahana
2 yaprak beyaz lahana
1 bağ tere
1/2 bağ roka
1 yemek kaşığı kadar zeytinyağı
1 tane limon
1 tatlı kaşığı kuru nane
1/2 çay kaşığı tuz
1 yemek kaşığı elma sirkesi


Hazırlanışı:
Tüm malzemeleri ayrı ayrı yıkayıp derin bir kapta doğrarız. Üzerine sosunu yani baharatları, limonu, zeytinyağı ve sirkeyi karıştırıp dökeriz. Mümkünse kayık tabağa koyarak servis yaparız...
Püf noktası bana göre salatada şöyle; sert olan lahanaları bıçak ile roka ve tereyi ise elimizle bölmek vitaminini barındıracaktır. Ayrıca sosunu üzerine teker teker değilde hepsini birden bir kapta hazırlayıp dökersek her tarafına yayılacağını sonucunu deneye deneye öğrendim.

Afiyet olsun.

Karaca blogger etkinliğimizi gerçekleştirdik..

16 Martta Karaca’nın düzenlediği blogger etkinliğinde Emre Karaca’dan Cookplus’ın ve Harikalar Mutfağı’nın öyküsünü dinlemek için bir araya geldik. Sektörde 50 yıllık geçmişi olan Karaca’nın bu tecrübesini mutfakta e-ticaret alanına taşıma düşüncesi Cookplus’ın doğmasını sağlamış.
etkinlikler, karaca cookplus
Mutfakta e-ticaret denildiğinde akla gelen ilk marka olan Cookplus geniş ürün yelpazesi, avantajlı kampanyaları ve müşteri memnuniyeti odaklı hizmet anlayışı ile sektörde hızla büyüyor. Ayrıca Cookplus, Harikalar Mutfağı ile harika bir mutfağın sırrını açıklıyor. Türkiye’nin önde gelen yemek bloglarından içerikleri Harikalar Mutfağı’nda bir araya getirerek zengin bir tarif havuzu kuruyor ve biz bloggerların birçok kişi tarafından keşfedilmesini sağlıyor.
Cookplus ve Harikalar Mutfağı ile tanıştığım için muyluyum. En kısa sürede sizin de tanışmanız dileğiyle…


13 Mart 2013 Çarşamba

Kuşbaşı Etli Havuçlu Bulgur Pilavı...

Genelde son dönemlerde maalesef yöresel lezzetlerden kaçış söz konusu. Malumunuz dönem ve yaşamlar değişiyor. ‘Fast food’ yemeklerin zararını sanırım bir kez daha anlatmama gerek yok. Kendi akranlarım arasında bile yeni lezzetler üzerine ısrar edenler var. Şişmanlıklar aldı başını gidiyor. Artık yediğimiz ne varsa hemen hemen hepsi katkı maddeli. O nedenle her şeyi kendim yapıp yemeye tercih ediyorum. Sizlere evde yapabileceğiniz basit ve sağlıklı bir tarifim daha anlatacağım. Hem sunum olarak hem de lezzet olarak baştan alıcı bir yemek…
Malzemeler:
2 orta boy havuç
150 gr kuşbaşı et
1 iri boy kuru soğan
1 kase iri boy bulgur
1 tane yeşil biber
1 tane orta boy kırmızı biber
1 tatlı kaşığı tuz
1 çay kaşığı isot
1 yemek kaşığı safran (haspir)
3 yemek kaşığı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı tereyağı
5 iri diş sarımsak
Su

Hazırlanışı:
Önce kuşbaşı etleri minik küpler halinde doğrarız. Bir tencerede zeytinyağı ile kuşbaşı etleri atarak iyice pişmesini sağlarız. Ben biraz su dökerek haşladım. Sonra soğanları normal, biberleri ve havuçları ise jülyen doğrarız. Suyu az kaldığında soğanı, havucu ve biberi etin üzerine atarız. Güzelce kavururuz. Pembeleştikten sonra üzerine safranı, tereyağını ve tuzu atıp suyunu ekleriz. En son bulgurumuzu atıp 2-3 dolandırırız. Maggi et bulyonu da ekleyerek yüksek ateşte pişmeye bırakırız. Suyun yarısını çektikten sonra isotu atarız ve suyun tamamını çektikten sonra bulgurlar ocağı kapatıp dinlenmeye bırakırız pilavımızı.

Afiyet olsun!

12 Mart 2013 Salı

Sarımsaklı köfte...

Bu tarif benim çocukken sıklıkla yediğim, görünüşünün top gibi olmasıyla o dönem beni cezbeden hafif bir lezzet olan "Sarımsaklı Köfte" tarifi. Anneme sık sık yaptırırdım o dönem. Artık ben yapıyorum. Umarım siz de beğenirsiniz.
Malzemeler:
1/2 kg ince bulgur
1 tepeleme çay bardağı un
1 baş sarımsak
1 baş soğan
5 diş sarımsak
1,5 kaşık domates salçası
3 yemek kaşığı zeytinyağı
Karabiber
1 yemek kaşığı isot
Tuz

Hazırlanışı:
Bir yoğurma tepsisinde bulguru, unu, bir çimdik tuzu ve biberi karıştırırız. Üzerine lazım geldiği kadar su ekleyerek yoğururuz. Yoğururken annemin deyimi ile ‘pısır pısır’ ses çıkmaya başlayınca fındık büyüklüğünde parçalara ayırırız. Elimizi ıslatarak el ayasının içinde yuvarlak yapıp bastırırız. Bir yandan tencerenin içine yarısını geçecek kadar su koyarak kaynamaya bırakırız.
Tüm karışım bittikten sonra kaynayan suya, yaptığımız minik köfteleri atarız. Bunlar bekledikleri için biraz birbirine yapışması söz konusu. Bunun kolayı da tencerede kaynayan sudan 1-2 kepçe su alarak yuvarlamaların üzerine dökünce hepsi birbirinden ayrılacaktır. Köfteler suyun üzerine çıktıkları zaman kevgir yardımıyla genişçe bir tepsiye alırız.
Bir tahtada soğan ve sarımsakları doğrarız. Ben biraz iri kıyılmış seviyorum tercih sizin. :) Bir tencerede zeytinyağını koyup soğan ve sarımsakları kavururuz. Pembeleşen soğanların içine salçayı ekleriz. Eğer yaz ise yaklaşık 3-4 tane orta boy domateste küçük küçük doğrayıp kullanabilirsiniz. Malzemeler özdeşleştikten sonra bir kenarda bekleyen köftelerimizi üzerine atarak kısık ateşte tüm sosun köftelere bulaşması için ara ara çeviririz...

Çok lezzetli ve basit bir tarif, denemelisiniz. :)

10 Mart 2013 Pazar

Pırasa Sarması (Pırasa Dolması)

Pırasa sarmasını hep merak ediyordum ve yapanlardan çok duyuyordum. Annemde çok kolay deyip duruyordu. Baktım evde bi dünya pırasa var dolapta hemen iç katıp sarma denedim. Bence oldu. :) Siz de deneyin..

Malzemeler:
1 kg pırasa
250 gr pirinç
1 yemek kaşığı domates salçası
2 baş soğan
5-6 diş sarımsak
1 çay kaşığı karabiber
2 tatlı kaşığı pulbiber
1 tatlı kaşığı tuz
1 çay bardağı zeytinyağı

Yapılışı:
• Pırasaların en dış yapraklarını ve beyaz kısımlarını kullanıyoruz. Beyaz kısımlarını kesip ayırdıktan ve pırasayı yatay tuttuktan sonra bıçakla bir çizik atarak yaprak yaprak ayırırız. Bir pırasadan eğer kalın bir pırasa ise en az 5-6 yaprak çıkıyor. Bir tencereye su koyup ısıtıyoruz. Kaynayan suyun içine çıkardığımız pırasaları yumuşaması için tencereye koyup 3-4 dk haşlıyoruz. Sonra çıkarıp soğuk sudan geçiriyoruz.
• Soğanları ve sarımsakları doğrarız. Derin bir kapta tüm malzemeleri doğradıklarımızla beraber ekleyerek karıştırırız. Sonra ayıklayıp yıkadığımız pirinçleri üzerine ekleyerek el yordamı ile karıştırırız.
• Pişireceğimiz tencerenin en altına kaşık, çatal gibi malzemeler koyuyoruz. Ben direkt koyunca en alttakilerin hep yanmasından korkmuşumdur. Ben başka koyacak malzeme bulamazsam öyle yapıyorum. Pırasaları tezgaha koyup üzerine iç malzemeyi en baş kısmına koyduktan sonra muska şeklinde üçgen üçgen katlayarak tencereye diziyoruz.
• Hepsi bittikten sonra üzerini kapatacak şekilde su koyarak ocağa yüksek ateşte koyarız. Kaynamaya başlayınca hemen kısmamız gerekiyor. Sonra kısık ateşte 30 dk. pişinceye kadar bekletiriz.

Annem diyor ki bulgur bir avuç pirinç yerine kullanılırsa daha lezzetli ve daha tane tane içi olurmuş.

Afiyet olsun.

9 Mart 2013 Cumartesi

Beyaz Hindibalı Cacık...

1 pakette 3 adet çıkıyor beyaz hindiba. 1 tanesi 2 kişiye yetiyor. Ona göre hesaplayabilirsiniz.
Malzemeler:
1 adet (125 gr) beyaz hindiba
200 gr yoğurt
1 çay kaşığı tepeleme kuru nane
1 çimdik tuz

Hazırlanışı:
Hindibayı fotoğraftaki gibi ortadan ikiye bölüp sonra da onları yarım cm boyutlarında doğrarız. Zaten marul gibi olduğu için hemen dağılıyor. Üzerine yoğurt, tuz ve nane atarak kaselere servis yaparız. :)

Afiyet olsun.

Nomad Tarım ile Beyaz Hindiba workshopu...

Buz Devri çizgi filminde bilirsiniz dinozorlar kara hindiba diye soyu tükenen bir bitkiyi kavga ederek son kalan hindibayı yemeye çalışıyorlardı. Hindiba deyince aklıma ilk ve tek gelen fikir o idi. Orada çiçek gibi birşeydi. Tabi o film. Kara olanının nasıl birşey olduğunu bilmiyorum halen. :) Gerçekte onun beyazını Nomad Tarım'ın üretimi ile farkettim. Bugün EKS Mutfak'ta yaptığımız workshopta hindibayı tanıdım. Faydası çok, lezzeti marula benzeyen bir bitki. Belli bir süre tarlalarda özel bakımla kökleri oluşturulan, bir süre sonra ise kökleri su içinde mantar gibi karanlık oda ortamında yetiştirilen özel bir bitki. Ben lezzetini çok beğendim. Marul ve yeşillik çok sevdiğim için tadı hiçte uzak değil ve de bir çok yemeğe yakışıyor. Hatta gün sonunda dondurma ile birlikte reçelini bile yedik. :) Özellikle kırmızı et çok yakıştığını yaptığım tariflerden farkettim. O tarifleri de sizlerle paylaşacağım.
Olsada Yesek bloğunun sahibi arkadaşım Suzan ile :)

Sevgili Eyüp Kemal Sevinç ve blogger arkadaşlarımız

Zuhal hanım, Suzan hanım ve mutfak doktoru Nirvana hanım ile birlikte :)
Gün sonunda bize hindibayı anlatan Arman Badur, şeflerimiz ve blogger arkadaşlarımızdan oluşan hoş bir kare. :)

Ben hindiba bundan sonra benim hayatımda ve yemeklerimin mutlaka salata veya içerisinde yer alacak bir bitki. Öğrendiğim kadarı ile Migros veya Macro Center'larda satışta.

Bugün için Nomad Tarım Arman Badur ve Lalehan hanıma, güler yüzünü ve ilgisini esirgemeyen sevgili Eyüp Kemal Sevinç'e ve tüm ekibine çok teşekkür ederim. :)