25 Şubat 2013 Pazartesi

Mmy Tantuni blogger etkinliği...

Benim annem doğma büyüme Mersin'li. Küçüklüğümden bu yana gidip yediğim bu lezzeti yine Mersin'de yetişmiş, oranın birebir damak tadını İstanbul'a taşıyan Mmy Tantuni ile blogger etkinliğinde bir kez daha tattım. Mmy Tantuni'nin Genel Müdürü Yıldırım Şimşek ile gerçekleştirdiğimiz bu etkinlik son günlerin en lezzetli etkinliği idi benim için... Fotoğraflardan da anlaşılacağı gibi özel bir tadı olan tantuninin özel bir sunumu var. Domates, yeşillik, soğan ve biberle soslanmış malzemenin etin yağına batırılmış ekmeğin içine konup servis edilmesi en cezbedici yönü. Tabi tüm personelin güler yüzü bu günümüze büyük katkısı oldu.
Tantuni ustası

Kabak tatlısı ve ayva tatlısı...
Blogger dostlarım.. :)
TANTUNİ: Arap kökenli bir kelime olup Akdeniz bölgesinin Mersin iline ait yöresel bir yemektir. Dana tranç etinin yağsız ve sinirsiz hale getirilip, küçük küçük doğranıp haşlandıktan sonra terbiye edilip son olarak da soğan, domates, maydanoz, ayçiçek yağı ve baharatlarla harmanlanıp DÜRÜM, YARIM EKMEK veya arzu edildiği şekilde sunulan bir yemektir.

MMY Tantuni Değerleri
• Güvenilirlik ve Deneyim,
• Temizlik ve Hijyen
• Yüksek sorumluluk duygusu,
• Kalite bilinci,
• Sürekli gelişim inancı,
• İş ahlakına bağlılık,
• Müşteri beklentilerini aşan katma değerli iş birliği değerlerine sahiptir.

MMY TANTUNİ'yi tanıyacak olursak; 1998 yılında İstanbul’da kurulmuştur. Bir aile yapılanmasına sahip olan firma MMY Tantuni ismini yönetim kurulu başkanı Mevlüt ŞİMŞEK’in çocukları olan Muhammet, Mert ve Yağmur’un (MMY) baş harflerinden almıştır... Bugün büyüyen ve güçlenen yapısıyla MMY Tantuni, 5 şube ve 50 personeli ile İstanbul’da tantuninin idolü olmanın haklı gururunu yaşamaktadır. Sahip olduğu yenilikçi ve atılımcı ruh ile MMY Tantuni, rekabeti arttırıcı bir misyon üstlenerek sektöre canlılık kazandırmaktadır.
Bizlere bu günü yaşatan başta Yıldırım Bey olmak üzere tüm Mmy Tantuni personeline çok teşekkür ederim...

facebook.com/tantunimmy
twitter.com/mmytantuni
facebook.cm/sansliKonuk
twitter.com/sansliKonuk

Merkez: Cemal Ulusoy Caddesi Basın EkspresYolu No: 21 ( BP Benzin istasyonu içi) Yenibosna
Şube: Starcity AVM içi Yenibosna
Şube: Airport AVM içi Çobançeşme- Yenibosna

24 Şubat 2013 Pazar

Limon Soslu Karnıbahar Salatası...

Şimdi sizlere bir tarif vereceğim. Fakat bu tarifin ismi falan yok. Üzerine limonlu bir salata sosu koyduğum için limon soslu karnıbahar dedim. Lezzeti çok güzel ve bir o kadar sağlıklı bir garnitür olabilir... Bu yemeği yapmamın en büyük nedeni 5 yaşındaki yeğenimin çok ciddi bir yemek seçici olmasının yanında bu yemeğe bayılması. Annelere şiddetle tavsiye edilir. :)

Malzemeler:
1 adet karnıbahar
3-4 diş sarımsak
1 büyük boy limon
1 yemek kaşığı zeytinyağı
1 çay kaşığı tepeli isot (pulbiber)
1 çimdik tuz


Hazırlanışı:
Karnıbaharı istediğimiz boyutlarda böleriz. Bir tencere içine koyarak kaynadıktan sonra 5 dk kadar pişiririz. Patates gibi çatal batırınca girmeli fakat dağılmayacak kadar pişmesi gerekiyor. Karnıbaharlar haşlanırken sarımsağı ince kıyarız. Bir kase içerisinde sarımsağın üzerine limon ve tüm baharatları atarak karıştırırız. Haşlanan karnıbaharı kevgir ile sudan süzerek çıkarıp servis edeceğimiz büyük bir kaba koyarız. İsteyen kişi sosa batırarak isteyen fotoğraftaki gibi karnıbaharın üzerine kaşıkla dökerek tüketebilirsiniz.

Afiyet olsun...

23 Şubat 2013 Cumartesi

Riso Nero Aşk Risottosu...

Workshoplar benim için yeni yemekler öğrenmek ve deneyim kazanmak için inanılmaz güzel ortamlar. Bu yemekte benim ikinci kez yaptığım bir tarif. Öncekinden farkı siyah pirinç ile olması. İlk kez yediğim bu tarifi sizinle paylaşmak istedim...
Malzemeler:
500 gr siyah pirinç
1 baş orta boy beyaz soğan
1 çay bardağı üzüm veya elma sirkesi
4-5 yemek kaşığı zeytinyağı
1 yemek kaşığı tereyağı
1 çay kaşığı tuz

Üzeri için:
2-3 tane çeri domates
150 - 200 gr parmesan peyniri
1/2 çay kaşığı karabiber
3 dal taze kekik
3 yemek kaşığı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı deniz tuzu
250 gr krema


Sebze suyu için:
3 dala kereviz sapı
2 tane orta boy havuç
1 sap pırasa
1 sap rezene
2 dal biberiye
2 dal taze kekik
2 yemek kaşığı zeytinyağı
2 litre su


Malzemeler:
• Önce risotto için sebze suyunu hazırlamamız gerekiyor. Sebze suyu için gerekli tüm malzemeleri yıkadıktan sonra iri doğrayıp zeytinyağı ile birlikte tencerede kokusu çıkana kadar kavururuz. Üzerine suyunu ekleyip kaynamaya bırakırız. Kaynadıktan sonra altını kısıp 30 dakika kadar pişiririz.

• Çeri domatesleri zeytinyağı, deniz tuzu, kekik ile 180 C fırında 8 dk hafif yumuşayana üzeri çatlayana kadar fırınlarız.

• Risotto için; sıçan dişi denen boyutta küçük küçük doğrayarak orta ateşte pembeleşinceye kadar kavururuz. Üzerine pirinci ekleyip 4 dakika kadar çeviririz. Sirkeyi ekleyip iyice çekene kadar kavurmaya devam ederiz. Önceden kısık ateşte bıraktığımız sebze suyunu yavaş yavaş risottoya ekleyerek karıştırırız. Her suyunu çektikçe 1 kepçe ekleriz ve sürekli karıştırırız. Bu işlem yaklaşık 1 saat sürer. Risottoda çok az su kaldıktan sonra üzerine tereyağı ve parmesanı ekleriz.

• Servis ederken tabağa koyduğunuz risottonun üzerine 2 yemek kaşığı krema ve fırından çıkardığımız çeri domatesleri koyup süsleriz.

Afiyet olsun. :)

21 Şubat 2013 Perşembe

Taze Baharat Marineli Izgara Bonfile...

Böyle bütün bonfile tarzı et yemeyi sevmezdim. Doors Akademi'de öğrendiğim bu tarifi sizlerle paylaşmak istedim. Gerçekten çok lezzetli oldu. Tavsiye ederim. :)

Malzemeler:
200 gr bonfile et
4 dal taze keki
4 diş sarımsak
1 yemek kaşığı tane karabiber
1/2 su bardağı zeytinyağı
2 yemek kaşığı deniz tuzu

Hazırlanışı:
Sarımsağı soyup ince kıydıktan veya dövdükten sonra bonfile etimizi tuz hariç öteki malzemelerle ve kıydığımız sarımsak ile 1 saat kadar geceden terbiyeleriz. Marine ettiğimiz (terbiyelediğimiz) bonfileyi pişirmeden yarım saat evvel her iki tarafını iyice tuzlarız. Ocağa pişireceğimiz dökme demir tava ya da ızgarayı koyarak iyice ısıtırız. Biliyorsunuz eti soğuk tavaya koyarsak kurur. Sıcak tavaya koyarsak et suyunu çeker ve lezzetsiz ve kuru bir ete sahip oluruz. Isıttığımız tavaya bonfilemizi koyarız. Her iki tarafını 3'er dakika kadar pişiririz. Sonra ocağı kısarak istediğimiz pembeliğe gelecek kadar pişiririz. Sonra önceden 180 C ısıtılmış fırında da pişirebiliriz. İsteğe ve zevke göre az pişmiş için yaklaşık 5-7 dk, orta pişmiş için 13-15 dk, iyi pişmiş için ise yaklaşık 20-25 dk pişirmeniz yeterli olacaktır. Fırından çıkardıktan veya ocakta pişirdikten sonra bıçakla istediğimiz kalınlıkla doğrayıp servis yaparız. Ben yanına siyah pirinçle yapılmış risotto ile servis yaptım. Servis size kalmış. :)

Afiyet olsun...

Kuru Fasülye...

Lise yıllarımdan kalma bir hikaye anlatayım. Bir arkadaşım bir dersten sınıfta kalıyordu. Hoca çağırmış. Maksat sınıf atlatmak. Sormuş; "Kuru fasülyenin yanına soğan mı gider turşu mu?" Demiş "Soğan". Tamam demiş geçmiş sınıfı. O kadar. Bizim insanlarımızın üzerinde o kadar büyüktür kuru fasülyenin yeri. :))

4 yıllık bloğumun içinde birçok yöresel tarifim var. Fakat geçtiğimiz gün baktım bizim her yöremizin asli yemeği olan kuru fasülye tarifini eklemediğimi farkettim. Ve birçok mutfağın baştacı. Ben küçükken beğenmezdim sanki basit bir yemek gibi gelirdi. Gün geçip büyüdükçe ne kadarda sağlıklı ve lezzetli bir yemek olduğunu farkettim. :) Yanına turşu veya soğanla servis yapılabilir.

Malzemeler:
1/2 kg kuru fasülye
300 - 350 gr kuşbaşı et
1 baş kuru soğan (küçük boy ise 2 adet)
1 yemek kaşığı domates salçası
1/2 tatlı kaşığı tuz
1/2 tatlı kaşığı pulbiber
1/3 çay kaşığı karabiber
3 yemek kaşığı zeytinyağı


Yapılışı:
Fasülyeleri geceden ıslatılırız. Kuşbaşı eti istediğimiz boyutlarda doğrayarak düdüklü tencereye koyarız. Zeytinyağı ekleyerek etlerin rengi dönecek şekilde çeviririz. Soğanları yemeklik doğrayıp tencereye etlerin üzerine koyarız. Az dolandırdıktan sonra üzerine domates salçasını ekleyerek birkaç dolandırırız. Etler pembeleşmeden yani tam pişmeden üzerine 2 litre kadar su ekleyip baharatlarını atarak düdüklüyü kapatırız. Yaklaşık yarım saat kadar ses çıktıktan sonra ocağı kapatıp usulünde tencerenin kapağını açarız.

Sonra ocağı tekrar yakıp tencerenin içine suyundan süzerek fasülyeleri atarız. Fasülye eğer kaliteli ise yaklaşık 30 dk kadar daha pişiririz.

Zevkine göre içine sucuk veya pastırma konularakta tadı özelleştirilebilir.

Afiyet olsun. :)

18 Şubat 2013 Pazartesi

Aşk'ın Bahçesinde Pril'le Sevgililer Günü workshop...

12 Şubat günü Pril ile Aşk'ın bahçesinde sevgililer günü konseptiyle workshopa sevgili Med Partners Müge Akay hanımın daveti ile katıldım. Doors Akademi'de gerçekleşti. Fakat ben hiç bilmiyordum. O gün işlerim o kadar yoğundu ki fakat kaçırmamalıydım. 3,30'da çıkmama rağmen 2-3 vasıta değiştirmeme rağmen Eminönü'nden Çağlayan'a 5'te varamadım. Yaklaşık 15 dk bir gecikme ile sunum başlamadan yetişmiş oldum şükür. :) Müge hanımın sıcacık karşılamasının ardından çalışacağım masama yerleştim.
Pril Marka müdürü Behçan Sayıner anlattığı ve benimde kanaat getirdiğim Pril'in yeri ürünü gerçekten çok farklı. Ben uzun zamandır bulaşık makinama sıvı bir deterjan arıyordum ve bunun rastgele marketten tercih edilmiş bir ürün olmasını istemedim. Açıkçası denemeden de bu yazıyı yazmak istemedim. Nar aromalı bu ürün gerçekten sıkıştırılmış küp toz bulaşık deterjanlarla kıyaslandığı zaman kalite ve sonuç bakımından çok farklı. Sonuç mükemmeldi. Özellikle mutfağımın ışığında baktım hiçbir leke vs yoktu. Biliyorsunuz su lekesi vs çok oluyor. Özel parlatıcı ve tuz kullanmak gerekiyor. Cam koruma ve düşük ısı da etkin oluşu gerçekten çok iyi.

İçeri girdiğimde büyük oranda gelenlerin tanıdığım yüzler olduğunu farkettim. En büyük sürpriz İzmir'den uzun zamandır takipleştiğimiz blogger dostlarımın olmasıydı.
Endinin Mutfağı, Pembe Kekik, Ihlamurcum ve ben :)
Benden hemen sonra gelen papatya prenses ile bir ekip oluşturup şeflerimiz (Şef İdil Şanal ve Şef Tayfun Doğutürk)’ün tarifi ve önümüzdeki reçetelerle birlikte yemekleri yapmaya koyulduk.
Şefimizin özenle sevgililer günü üzerine tercih ettiği menü hem yapımı kolay hem de çok lezzetliydi. Tariflerini gün be gün sizlerle paylaşacağım. :)


Blogger arkadaşlarımla gün sonunda yaptıklarımızı yedik. :)
Benim aslan yeğenim. Halası için heveslenip poz verdi. :)

Bu güzel gün ve hediyeler için Med Partner ajansın tüm ekibine, bizleri ağırlayan Doors Akademi'ye çok teşekkür ederim. :)

14 Şubat 2013 Perşembe

Renkli Biberli Rulo Levrek

Bildiğiniz üzere workshop'lara katılıyorum. Bir süre önce bu yemeği yapmasını orada öğrenmiştim. Sizinle tarifini paylaşmak istedim. Zira benim gibi balığı kızartma ya da buğulama şeklinde seven biri için oldukça farklı bir pişirme şekli.. :)
Malzemeler:
1 adet levrek fileto
1/4 adet renkli biberler (kırmızı, sarı, yeşil)
1/4 adet soğan (küp küp doğranmış)
1 çay bardağı sirke (üzüm, elma farketmez)
1 diş sarımsak
1 dal taze kekik
1 adet defne yaprağı
3 küp tereyağı (yaklaşık 1 yemek kaşığı)

Hazırlanışı:
Levrek balığını ortadan ikiye ayırdıktan sonra derisini de etinden ayırırız. Yani fileto haline getiririz. Balıkçılara da yaptırabilirsiniz. Tercih sizin. :) Jülyen yani şerit şeklinde doğradığımız biberleri tereyağıyla birlikte tavada az soteleriz. Diri kalması gerekiyor biraz. Sonra levreğin içine koyarak balığı sararız. Soğanları küp doğradıktan sonra bir tavada biraz tereyağı koyarak şeffaflaşana kadar pişirerek önceden dövdüğümüz veya kıydığımız sarımsağı, kekiği ve defne yaprağını en sonra sirkeyi ekleyerek yüksek ateşte 1 dakika kadar çeviririz. İçine levreği yavaşça dağılmadan koyarak içindeki soğanlı sosu sürekli balığın üzerine kaşıkla devamlı üzerinde gezdiririz. Çünkü balık yüksekte kalıyor sos ise alçak. Balığın her yerinin eşit şekilde pişmesi için bunu böyle yapmamız gerekiyor. 

Harika bir sunum ve yemek bence. :)

Afiyet olsun.

13 Ocak 2013 Pazar

Veee sonunda kitabımız çıktı. :)

Yemek yapmak birçoğumuz için hayatın bir getirisi olarak yemek yapıyoruz. Bazılarımız ise bunu büyük emekler ve zaman ayırarak blog dünyasının içinde tariflerini paylaşıyor ve insanlarla iletişime geçiyoruz... Bende 2009 yılından sonra bir yemek bloğu açmaya karar verdim. Aslında 2007'den bu yana bloğum vardı ama yemek dünyasına kendimi daha yakın hissettim ve evimizde yaptığımız yemeklerin çok beğenilmesi bunu bir platformda paylaşmamın doğru olacağını söyledi. O günden bu yana çokta güzel dönüşler oldu ve doğru insanlarla tanıştım çok şükür bin şükür Rabbime. :)
Geçtiğimiz yıl çalışmalarına başladığımız EKS Eyüp Kemal Sevinç Mutfak Akademisi'nin projesiyle hazırlanan kitabımız baskıdan çıktı ve artık piyasada. İçerisinde 3 tane tarifimin olduğu bu kitap 42 yemek bloğu yazarlarının büyük emekleri doğrultusunda çıktı. Bu projenin en güzel yani ise gelirinin AÇEV'e bağışlanması... Blog yazarlarının Eyüp beyin ortak kararı bu yönde oldu. Sosyal sorumluluk projesinin fikir sahibi Eyüp bey'e ve benimle birlikte 42 blog yazarının karşılık beklemeden emek verdiği için çok teşekkür ederim. Umarım doğru yerlerde kullanılır...


Kitaba ulaşmak için Alfa Yayınları'ndan çıkan kitabımıza ulaşmak artık çok kolay. Birçok yayınevinde bulabiliyorsunuz. :)

8 Ocak 2013 Salı

Bal Kabaklı Ravioli...

Malzemeler:
Hamuru için:
100 gr un
1 adet yumurta
1 tutam tuz
1/2 yemek kaşığı zeytinyağı

İç Dolgu:
1 su bardağı rendelenmiş bal kabağı
5 adet ceviz
1 çay kaşığı pul biber
1/2 çay kaşığı kimyon
1 yemek kaşığı parmesan peyniri
1 tatlı kaşığı tereyağı
1 çimdik karabiber

Sosu için:
1 çay bardağı krema
1/2 adet soğan, ufak küp doğranmış
1 çay kaşığı tarçın
1 yemek kaşığı parmesan peyniri
1 tatlı kaşığı tereyağı


Hazırlanışı:
• Hamur malzemelerinin tamamını koyarak karıştırıp yoğururuz. Yaklaşık 30 dk kadar bir kenarda dinlenmeye bırakırız.

• İç dolgu için tavada yağı eritiriz. Çok ince kıydığımız balkabaklarını tavaya koyarak soteleriz. Cevizi ayıklayıp doğrarız. Çok küçük olmasın. Cevizleri, baharatları ve parmesanı ilave ederiz. En son karabiberi atarak ocağı kapatıp soğumaya bırakırız.

• Sosu için tavada yağı eriterek soğanları şeffaflaşana kadar pişirin. Ardından tüm malzemeleri ilave ederek kısık ateşte 2 dakika pişiririz ve ocağı kapatırız.

• Hamuru eğer evde makarna makinanız varsa onun yardımı ile yoksa çok ince bir şekilde açın. Yalnız hamurları açarken mesela 20 cm çapında daire hamur açtıysak aynı ölçüde bir tane daha hamur açalım. Hamurun 1 tanesine dolgu malzemesini bir çay kaşığı yardımıyla "ben elle aldım) büyük çimdik halinde alarak hamuru birbirine uzaklığı 5-6 cm mesafelerde koyarak yerleştiririz. Dolgu malzemesini koyduğumuz hamurun kenarına fırça yardımıyla su sürteriz ki hamurumuz yapışsın. İkinci hamuru üzerine koyarak dolgunun hemen kenarından elimizin yanı ile yapışması için hafifçe bastırırız.

• Bir tencereye su koyarız. Su kaynadıktan sonra üzerine tuz atıp hamurları suda 4 dk kadar haşlarız. Sudan kevgir yardımıyla çıkararak önceden hazırladığımız sosla karıştırırız. Servis tabağına koyarak servis yaparız.

Afiyet olsun.

3 Ocak 2013 Perşembe

Bumerang Deneyim Günleri'ni Usla'da gerçekleştirdik.

Geçtiğimiz haftalarda Hürriyet Gazetesinin bir parçası olan Bumerang'ın yarışmasına "Hayatımın yemeği" konulu yarışmaya katıldım. Biliyorsunuz ki yöresel yemek tariflerini ağırlıklı olarak paylaşmaya çalışıyorum. Ben de Mumbar Dolması (tarif için) tarifimi gönderdim. Veee tarifim ve bloğum yarışmaya katılacaklar arasında ilk 10'a girdi. Bu sevincimi tarif edemem.
Dünyanın en başarılı 200 şefinden biri olan Osman BAHADIR önderliğinde USLA (Uluslararası Servis ve Lezzet Akademisi)'nde bu workshopu gerçekleştirdik. Şefimiz tarafından belirlenen Bal Kavaklı Ravioli, Renkli Biberli Rulo Levrek ve Çikolatalı Volkan Kek pişirdik. Önümüzdeki günlerde tariflerini bir bir paylaşacağım sizlerle. :)
Osman Şef biberlerin kesim tekniğini öğretirken


Çikolatalı volkan çek pişmek için sırasını bekliyorken :)

Osman Bahadır şefimle :)
Bizlere kapılarını açan USLA Akademiye, Bumerang Bumads ekibinden güler yüzünü ve ilgisini esirgemeyen Ahmet Erten beyfendiye, sevgili Hilal Meriç'e veeee Osman Şefime herşey için çok çok teşekkür ederim. :)
Günün sonunda yaptıklarımızı yedik.
Ayrıca o gün uzaktan ve yakından gelen tüm blogger arkadaşlarımı tanıdığım için çok mutluyum. :)

1 Ocak 2013 Salı

Külünçe / Bayatlamayan Urfa Çöreği

Çocukluğumdan bu yana en çok sevdiğim bir çörek türüdür külünçe. Aslen Urfa'lıyız. Babaannem küçükken bize gelir annemle beraber yaparlardı. Bildiğim kadarıyla Sadece Şanlıurfa'ya has bir lezzet. Komşu illerde yapılıyor mu hiç bilmiyorum / duymadım. Geleneksel lezzeti ''Külünçe''yi (Bir tür peksimet) ise evlerde özenle hazırlıyor. Uzun zaman bayatlamadığı için memlekette askere yolcu gidenlerin çantasına bolca konulan özel bir lezzet. Ramazan ayında özellikle yapıldığını çok iyi biliyorum. Çünkü çocukken oruç tuttuğumda sadece bu özel bir kokuya sahip çöreği yemek için iftarı sabırsızlıkla beklediğimi hatırlıyorum. :)) Halamdan aldım tarifini. Bayatlamadığı için çok yaparız. Bu nedenle çok geleceği için orantı yaparak ölçüyü azaltabilirsiniz. :) Buyrun tarifine...

26 Aralık 2012 Çarşamba

Aryıldız'ın mutfak ürünlerinde 64 yıllık serüveni...

Ar Yıldız markasını bilmeyenimiz yoktur. 1948 yılından beri piyasada var olan ve birinci kalite ürünleri ile hep var olacağını düşündüğüm bir marka. Ar Yıldız'ın fabrikasına bloggerlarla davet edildiğim zaman çok sevindim. Üretim ortamlarını halka açmak birçok markanın kolay kolay yapmayacağı birşey. Gezi öncesi yaptığımız toplantıda Ar Yıldız üretim müdürü Bahadır bey'in ve muhasebe müdürünün bizlere anlattıklarından çok şeyler öğrendim. Mesela kaşık, bıçak gibi ürünler asitli yani sirke, çamaşır suyu gibi maddeler ile yıkanmazmış. Eğer bulaşık makinasında yıkanacaksa kuru bir şekilde bekletilmemesi gerekiyormuş. Yoksa korozyon yani paslanma olurmuş.
Sacın belli ölçülerde Maraş kesimi denilen teknikle kesilmesi...
Tonluk ağırlıklarla milyon dolarlık makinalarda şekillendirilen sacların çıkışındaki hali... 
Tencerelerin tabanlarının preslenmesi ve yapışması sonucu soğuması için bekletildikleri yer.
 Ürünlerin parlatılması sonucu değişiklik...
İmalatta gördüğüm el işçileri ile çaydanlıkların uçları bağlanırken gümüş kullanıldığını gördüm...
Lazer ile Ar Yıldız markasının isminin yazıldığı işlem.

Ve sonuç... :)

Ben oraya giderken kaşık, çatal ve tencere imalatını göreceğimi düşünerek yola koyulmuştum. Oraya gittiğim vakit orada çelik ürünler haricinde porselen, tekstil ürünleri Maxstyle (havlu, ev tekstil ürünleri yatak örtüsü gibi) ismi ile piyasada satışta olduğunu öğrendim. Gerçekten ürünleri ciddi manada kaliteli idi.
Maxstyle havlu çeşitleri
Harika bir tencere seti

Bıçak tasarımına bayıldığım kaşık çatal takımı



O gün bizlerle birlikte olan, misafirperverliğin yanısıra güler yüzünü esirgemeyen sevgili sosyal medya sorumlusu Ferhan hanıma, fabrikayı bizlere gezdiren üretim müdürü Bahadır beye ve tüm personele sonsuz teşekkürler. :)


Online satış için: www.aryildizcourt.com

kullanatmarket sunum yarışması videosu... :)


16 Aralık 2012 Pazar

Mumbar (Bumbar) Dolması...

Yöresel yemeklerden zannediyorum en zorudur mumbar dolması. Bayağı meşakkatli bir yapılışı var. Annem çok yapardı ama bu sene bende öğrenmek istedim. Belki blogger olduğum için birazda annemsiz yapmak istediğim için. Kurban bayramı zamanı tarifi paylaşmak isterdim ama ancak vaktim oldu. Yöresel yemek sevenlere özel bir tarif kanımca. :) Ayrıca bazısı diyor koyunun bağırsağı yenir mi? Kokoreç hayvanın helal olan olmayan her tür bağırsağı kullanılıyor. Bu ise helal olan yağlı bir bölümü var. Sadece orası yeniyor. O nedenle bir koyundan ciddi manada az çıkıyor.
bulgurlutarifler, dolma tarifleri, etyemekleri, mumbar, mumbar dolmasi nasıl yapılır, mumbar dolmasi tarifi, sanlıurfa mumbar dolması, sanliurfa yoresi yemekleri, yoresel dolmalar, yoreselyemekler,
Malzemeler:
Bir koyun mumbarı (Kasaplara söylerseniz ya da kurbanı kesen kişiye ayırıp veriyorlar.)
300 gr dolmalık kıyma
600 gr iri pilavlık bulgur
3 yemek kaşığı domates salçası
2 adet kuru soğan
3 yemek kaşığı pulbiber
1 yemek kaşığı tuz
1 çay kaşığı karabiber

Yapılışı:
Öncelikle kurbandan gelen temizlenmemiş mumbarı içindeki pislik arındırıldıktan sonra içi ve dışı ayrı ayrı bıçak ile sıyırılıp yıkanır. Sonra her iki yüzü de kaya tuzu ile ovularak hem kokudan hem de mikroptan arındırılır. Tekrardan yıkanıp durulandıktan sonra iç malzemeler hazırlanır. Yaklaşık olarak her yüzü 5-6 defa yıkanıyor. Kasaptan alsanız bile tekrar yıkayıp bıçakla sıyırmakta fayda var.
 
Mumbar hariç tüm malzemeyi ince doğrayarak bir kapta karıştırırız. Mumbarın iç yüzü dışta olacak şekilde doldurmamız gerekiyor. Ayrıca kabak oyacağı ile doldururuz. Yalnız kabak oyacağı ucu sivri olmamalı. İç malzemeyi avucumuza alarak oyacağa doldururuz. Sonra mumbarın ağız kısmını kendi içine dönecek şekilde doldurmaya başlarız. Biz doldurdukça elimizle mumbarı kaydırırız ve içine doğru gitmeye başlar. Yalnız çok sıkı doldurmamak gerekiyor. Piştikçe bulgur şişeceği için mumbarı delmemesi açısından da bu gereklidir. Tüm mumbarlar doldurulduktan sonra bir tencereye mumbarların yaklaşık iki katı kadar su koyarak hızlı ocakta yaklaşık 1 saat pişiririz.

Afiyet olsun. :)

2 Aralık 2012 Pazar

Mercimekli Köfte (Urfa Usulü)

Mercimekli köfte; köfte tariflerimin arasında en yapılışı kolay ve bereketli olanı. Çünkü azıcık yapıyorsun kocaman bir tepsi oluyor. :) Bazı evlerde yediğim köftelerin benim köfteden farkı onlar çok yumuşak oluyor. Benim köftem daha çiğköfteye benziyor. Denemelisiniz bence...
mercimekli kofte tarifi, urfa mercimekli cigkofte
Malzemeler:
1/2 kg bulgur (ben esmer bulgur tercih ettim)
1,5 su bardağı mercimek
1 baş sarımsak
1 büyük boy soğan
1/2 demet maydanoz
1/2 demet nane
2 yemek kaşığı isot
1 tatlı kaşığı kimyon
1 yemek kaşığı tuz
2 yemek kaşığı domates salçası
1/2 çay bardağı zeytinyağı

Yapılışı:

Önce mercimek bir tencereye yıkandıktan sonra üzerini 1-2 parmak geçecek kadar su konularak iyice eritilir. Soğan ve sarımsak ince ince doğranır. Maydanoz ve nane de ayıklanarak ince ince kıyılır. Çiğköfte tepsisine bulgur konur. Üzerine erittiğimiz mercimeği dökerek bir kaşık yardımı ile iyice karıştırırız. Tepsinin bir kenarında toparlarız. Kenar kısımlarına soğan ve tüm baharatları atarak ufaktan yoğururuz.
Küçük bir tencerede domates salçasını zeytinyağı ile yaklaşık 5 dk kadar pişiririz.
Yoğurduğumuz köftenin içine ekleyip kaşık ile karıştırırız. Sıcak karışımları koyarken köftemize öncelikle kaşıkla sonra el ile karıştırmakta fayda var. Elimiz ciddi manada yanabilir. Herşey birbirine karıştıktan sonra üzerine önceden kıydığımız nane ve maydanozu ekleyip bir defa karıştırıp sıkımlayarak servis tabağına yerleştiririz. :)

Afiyet olsun.